Pazar, Kasım 14, 2010

Pinokyo Savaşları Re-loaded



Memlekete dönüşümü aile sabırsızlıkla bekliyordu. Ben de hava alanında karşılanmalar, evde bekleyen börekler, çörekler, sarmalar filan umuyorum. Ne de olsa bunca senelik ayrılığın sonunda eve döndüğüm için bir tantana, bir şölen havası esmeliydi değil mi? Yok öyle . Bizim ufaklık, yani Kerem bey, sahneyi son anda yaptığı hamle ile benden çaldı :(

Kasım gibi beklenen dünyaya geliş tarihini erkene aldırıp benim gelişimden tam bir gün önce dünyaya merhaba dedi. Bu hamlesiyle amcanın gelişine ne hazırlık yapıldı, ne de amcası öyle ailecek filan karşılandı :( Paşa paşa hava alanından yumurcağı görmeye gittim tabii ki. Bu kadar tatlı olmasa benden çekeceği vardı ama o masum uykulu hali sahne sevdamı unutturdu bir anda.

Bu olanları tam sevimliliğine verip unutacaktım ki, iki gün sonra altı değiştirilirken beyim bana göz atıp dil çıkarmaz mı...Nasıl da kaptım sahneyi, bak hem daha yeni başlıyoruz mesajını vermiş de ben anlamamışım. Annem, kendi annesi, ananesi beyimizin etrafında fır döndükçe iyiden iyiye güveni artmış olacak ki dün bunun bir kerelik bir olay olmadığını, belki de ömür boyu sürecek bir çekişme olacağının sinyalini verdi.

Yemek sonrasıydı. Beyimiz sütünü içmiş ve hafif uykuluydu. Al amcası biraz tut diye kucağıma verdiler. Ben de saf gibi aldım sevimli birşey ya okşuyorum filan. Beyimiz şöyle bir gözlerini araladı. Gördüğü kişiden pek memnun olmamış olacak ki, hafifçe suratını buruşturup, esnemeyle dil çıkarma gibi bir surat ifadesi yaptı. Ne olduysa ondan sonra oldu zaten. Bir boksörün gardını alması gibi o mini minnacık ellerini yüzüne doğru çekip yanaklarında tuttu. Ben sanıyorum ki beyzade uyanıyor ya esniyor filan. Neyse, sonra bacaklarını iyice uzattı ve karın kaslarından aldığı bütün güçle bacakları havaya kaldırıp karnına çekti. Yüzü iyice ekşimişti. Manalı bir ekşime ama. Hani ben böyle amcanın..der cinsten. Sonrasında büyük bir sarsıntı eşliğinde bir ses ve koku bombasını patlattı. Yaptığı yetmez gibi hemen akabinde hiç bir şey olmamış gibi içini boşaltmanın verdiği rahatlığın sonucu oluşan hafif bir tebessümle gözlerini yumup, başını sola çevirip uykuya dalıverdi. Tam anlamıyla bir "işimi bitirdim, çekilebilirsin" tavırları.

Amerikan devşirmesi amcasına, sanki doğudan yükselen Çin gibi çektirmeye kararlı anlaşılan. Dünya kaynaklarına sahip olma savaşı veren bu iki devlet gibi, annenim sunacağı ilgi ve alakadan pay alabilmek için sürekli bir çekişme yaşayacağımız aşikar.

Bunu baba sı da böyleydi ama. O zamanın kıt kaynağı ise Pinokyo idi. Küçükken, çocukluğuma damgasını vurmuş (ki üzerinden bir çok kere düşmem sebebiyle kafamdaki dikiş izleri ile hakikaten damgasını vurmuş tur) Pinokyo marka bisikletimi abimle paylaşmak zorunda kalırdım. Tam arkadaşlarımla bisikleti en istediğim zamanda gelir, sıra bende diyip alırdı elimden Pinokyo'mu :( Çocukluğumun en tramvatik anları hep o bisiklet yüzünden olmuştur zaten.




Diyorum size genetik bunların bana çektirme istekleri; besbelli babadan oğula geçmiş !






1 yorum:

Berceste dedi ki...

Hayirli ugurlu olsun...

Alti acilinca baska vukaat yapmamis ya, sana torpil gecmis gene :)Kiymetini bil!