Pazar, Aralık 28, 2008

Pis-kopatin Allahiyim!

İngilizcesi nasıl yazılır diye merak edip bakınca, kendimce hüzünlü bünye olarak yorumladığım, ülkenin genel ruhsal durumu anlatan melankolinin aslında çok ciddi bir psikolojik hastalık olduğunu öğrendim. Meğer bizim melankoli, bildiğin şizofrenle aynı kefedeymis. Hatta borderline filanla da aynı kulvarda yarışıyormus. Memleket olarak piskopatmışız da haberim yokmuş. Yeni mi anladın dediğinizi duyar gibiyim ama olsun ben de jeton geç düstü.

Eğlence anlayışı, arkadaşlarıyla fasıla gidip, pis-kopat pis-kopat eski hüzünlü şarkıları dinleyip, onlara eşlik ederek "eğlenen" insanlardan oluşan bir toplumdan başka ne beklenir ki ? Ya Allah aşkına, dünya üzerinde eğlence kültürü hüzünlenmek üzerine kurulu başka bir toplum var mi? Düpedüz manyağız işte. Sosyologlar, pis-kologlar araştırsın bulsun niye böyleyiz. Olmadı İsviçre'den beyaz önlüklü bilim adamları getirsinler onlar araştırsın. Böylece olaya daha oturaklı bir imaj kazandırırlar. Ben derdim nedeniyle değil, sonucuyla o yüzden deşmeyeceğim işin o tarafını.

Topluma laf ediyosun da sen kendin nesin de dersiniz şimdi. Evet, bilen bilir ben de toplumun bir parçasıyım. Öyle "avam değilim aydınım ben" edası yok yani bu yazıda, gönül rahatlığıyla okuyun. Rakı sofrası kurunca Batsın Bu Dünya, İntizar ve Dil Yarası'nı dinlemeden kalkmam. Ben de pis-kopatım yani. Hatta başka bir pis-kopatlığım da aynı şarkıyı 30 kere üst üste dinleyebilmemdir. Bkz: Ben bir akşam evde son 1.5 saattir Orhan Gencebay'dan Dil Yarasını dinlerken sonra odaya dalan babamın:
"Yeter evladım bu ne ya? Manyak mısın nesin, ne dinliyip duruyorsun bu şarkıyı" deyişi.
Ayrıca ilk yazılarımdan birisinde bu konuya değinmiştim. Görüyorsunuz işte can çıkar huy çıkmaz.

Bu haftasonu, yine böyle melakonlik ve rakılı bir haftasonuydu. Şikago'dan FırFırlı misafir olarak geldi her zamanki gibi. Bir de Abercrombie'nin misafiri vardı memleketten. Frfırlı bizim melankolikliğe alışık çünkü her geldiğinde yaş üzüm rakısı eşliğinde süper bir sofra donatılır. Yine öyle oldu. Benim meşhur "sulu salata" adını verdiğimiz çoban salata, köfteler, bilimum mezeler, Youtube'den "damar" adı altında kaydedilmiş listemizden çalan parçalar eşliğinde içtik eğlendik. Bunlar tabi bizim için normal bir durum ama diğer misafirimiz, o kadar yol kat edip Amerika'ya ayak bastığı ilk geceden bu kadar arabesk ortam görünce dumur oldu o ayrı. Allahtan gecenin ilerleyen saatlerinde Votka Redbull ve Pandora'dan Benny Benassi radyomuz eşliğinde gençleri moda sokup her zamanki mekanımız olan "Coşma" ya gittik de pis-kopatlığımızdan biraz olsun kurtulduk. Tabiiki geçici olarak! Yoksa ne diye sabahtan beri Ayla Dikmen'in Anlamazdın adlı şarkısını dinliyorum sanıyorsunuz. Pis-kopatın allahıyım da ondan :)