Bu asansör denen zımbırtı çok ilginç bir alet. İçine binersin düğmesine basarsın; seni istediğin kata çıkarır. Asıl işlevi budur ama gel gör ki birçok alanda hayatımızı etkilemiştir ve ben bu etkilerden hiiiiç memnun değilim.
Mesela insanlarda sendrom oluşturacak kadar "pis"-kolojik boyutu olan bir alet bu asansör. İçindeyken yabancılar binince insanlara nereye bakacağını şaşırtan, abuk sabuk yönlere bakmaya sevk eden bir sıkıntı yaratacak kadar kapalı bir mekandır. Nereye bakacağını şaşıranlar için lüküs modellerinde kapalı devre televizyon yayını bile yapılır. Bu duygusal yönünden olsa gerek; kendisine Finliler "Hissi" derler. Tanımadığım insanlara günaydın demek zorunda bıraktığı için de kendisine ayrıca gıcığımdır.
Zaten tembel işi, bir de zengin olmayı başaranlarımız için şapkalı "asansör bekçileri" zahmet olmasın diye bizim adımıza katımızın düğmesine basıverir beyaz eldiveni ile. Çocukken bütün katların düğmelerine basardım inadına, ohh olsun. Tembeller için icat edilen bu mekan sabırsız aşıklar için ön sevişme mekanı bile olmuştur. Sonra kıllanan yöneticiler kamera filan yerleştirdilerse de, asansörler hala yer yer ateşli öpüşmelere sahne olmaktadır. Kendim yapamadığım için olsa gerek, yapanlara hep gıcık (gıpta?) olmuşumdur.
Asansör hayatımızda o kadar yer edinmiştir ki, uğruna asansör müziği bile yapılmaya başlanmıştır. Bazıları bu müziğin insanları kışkırttığını söylediği için hala Ravel - Bolero asansörlerde hala çalınmamaktadır. Oysaki ben özellikle iş yerlerindekilerde çalınmasını tavsiye ediyorum.
Asansörün hayatımızdaki etkileri bunlarla bitmiyor. Mesela memleketim asansörleri içinde kalınan bir alettir. Çektikleri yalnızlık duygusundan dolayı olsa gerek, sık sık içindeki insanları bırakmak istemez bu meretler. Biz buna halk arasında "Asansörde kalmak" diyoruz. Sonra o kadar kıl bir alettir ki, hiç bir zaman sizin katınızda boş durmaz ve de hep çağırılmak ister. İlla çağıracaksın ki gelecek, ya bir kere bizim katta durmuş ol be kardeşim. Hem de öyle nazlıdır ki, siz aşağı inecekseniz o yukarı çıkıyordur, siz çıkmak isteseniz, zatı muhterem iniyordur. Zaten bizim ofisteki güzel kızları da hep karşı asansör kapıyor. Kılım abicim.
Asansörün bütün bu kıl yönlerine dikkat çekmek isteyen anarşistler her sene Empire State'de Şubat ayında asansörlerle kim önce tepeye ulaşacak yarışı yapsalar da hep kaybetmişlerdir. Ben tembelim. Sevmesem de kullanıyorum kendisini ve bu eyleme katılmıyorum.
Şahsen yürüyen merdiveni daha çok severim. Daha tutarlıdır çünkü. Hep aynı yönde çalışır mesela. Sürpriz yok, "pis"-kolojik baskı yok, müzik yok, kalmak yok. O yüzden buradan size sesleniyorum inşaat mühendisleri ve mimarlar! Artık asansörlü değil, yürüyen merdivenli binalar tasarlayın. Mesela yangın merdivenlerini yürüyen merdiven yapıp asansörleri hepten kaldırın. Zihni sinir kıvamındaki bu tasarımın detaylarını aşağıda yayınlıyorum.
PS: US Patent Pending !!
0 yorum:
Yorum Gönder