Herkes nerelerde olduğumu, neden sesimin çıkmadığını, MSN'de neden sürekli çevrimdışı olduğumu, neden Cuma/Cumartesi akşamları beni alemlerde göremediklerini sorup duruyor.
Hep aynı cevap. Bu aralar yoğunum.
Ama cidden öyleyim ya. Bu MBA başvuru olayı bayağı vaktimi alıyor. Okunacak 600 sayfalık başvuru kitabı, her okulun ayrı ayrı özellikleri, başvuruda istenen belgeler, istedikleri kompozisyonlar, referanslar bir yana, GMAT gibi bir de sınav var önümde. Top Business School dediklerine girmek kolay değil yani. İnşallah bu kadar uğraş boşa gitmez. 3. dönemde başvurduğum için aslında şansımı oldukça zorlamış oluyorum ama seneyi beklemek istemediğimden martta bu işi bitirmeye kararlıyım.
Onun dışında spor yap, yemek, iş (ki Bid Manager olduk patladı bi de) derken geçiyor. Bir yandan da kendime tele-zoom lens bakınıyorum. Elimdeki 17-85mm yemiyo artık. Yani anlayacağınız yavaş yavaş kapıyorum fotoğrafcılık işini. Tripodumu da aldım, deklanşör uzatıcı da aldım (bu mu Türkçesi acaba?) bir tele-zoom lens kaldı. Onda da paraya kıyıp F2.8 mi alsam, F4.0 IS mi alsam karar veremedim. Anlayan bilir derdimi :) Derde bak bu arada.....
Umarım fırsat bulup burdaki Noel ışıklandırmalarının resmini çekebilirim bu haftasonu.
Gelelim başlığımıza. Malum yılbaşı yaklaşıyor ve sevdiklerimize hediye alma zamanı geldi. Ben bu sene sevdiklerime hediye almadım. Onun yerine son zamanlarda etkisi altında olduğum Afrika'da zor durumda olan insanlar için bağışta bulundum. Hediye olarak da onlardan gelen kartı verdim. Sizde bu sene farklı birşeyler yapmak isterseniz, bunu bir düşünün derim.
Şahsen gelecek hediyelere, sevildiğimi ve hatırlandığımı bilmek dışında, pek ihtiyacim yok ama çok küçük bağışlarla bir insanın hayatının kurtarılabileceğini bilmek değişik bir duygu. Zaten işten atılırsam Afrikadaki yardım örgütlerine katılmaya karar verdim. Kovulsam da gitsem diyorum :)
Hadı kalın sağlıcakla